Blog

Pratikte Varoluş Döngüsü

İnsan olarak zihin - beden organizmasıyız ve 5 temel duyuya sahibiz. Bu 5 temel duyu sayesinde çevreden aldığımız verilerle bedensel duyumlar oluştururuz. Örneğin bir kuş sesi duyduğumuzda hoşumuza gitmesi, korna sesi duyduğumuzda irkilmemiz gibi... Bu bedensel duyumlara kaçınma ve arzulama tepkisi verdiğimizde davranışlar, bağımlılıklar, alışkanlıklar ve kişiliğimiz oluşur. Aslında bir nesneye değil o nesnenin yarattığı bedensel duyuma bağımlı olmuş oluruz. Sigaraya değil sigara içerken hissettiğimiz duyguya bağımlı olmamız gibi... Bunu davranışçı psikolojide ödüle dayalı öğrenme süreci açıklar

Pratikte Varoluş Döngüsü

Neden Pratik Yaparız ve Farkındalıksız Durumda Hangi Döngüdeyiz?

Günlük yaşamda keyifli bir hisse kapılıp onu daha çok arzulayıp o hissi elde edemediğimizde veya zihnimize keyifsiz bir düşünce geldiğinde kaçınma tepkisi verdiğimizde mutsuz oluyoruz. Keyifli veya keyifsizken verdiğimiz tepkiler bir önceki öğrendiğimiz tepkilerden besleniyor ve bir sonraki tepkilerimizi besliyor. Verdiğimiz tepkilerle ızdırabımızı besleme dediğimiz sankhara (derin bağımlılık) ortaya çıkıyor. Bir kayaya oyulmuş bir iz gibi, iz bırakan davranışlar oluşuyor. Travmalarımız gibi... Aslında her tepkide bizler kayanın üstünde bir iz yaratıyoruz. Modern bilim bunu nöroplastisite olarak açıklıyor.

varolus-dongusuKorkunun İçinde Farkındalık

Arzularımıza doğru koşup korkularımızdan kaçınıyoruz ama süreklilik yok. Ne arzularımız sonsuz ne korkularımız… Ve sonucunda ızdırap oluşuyor. Kendi kişisel ızdırabımız arttıkça bilinç şartlanıyor. Bir sonraki nesiller de bu ızdırabın izlerini taşımaya başlıyor ve tekrar aynı döngü… Farkındalık olmadığında belki aileden birilerinin de travmalarını devam ettiriyoruz. Bu travmanın etkileri mutlaka görülecek diye bir durum elbette kesin olarak söylenemez fakat travmanın nesiller arası aktarımı ile ilgili ortaya konulan ve doğruluğu bulunmaya çalışılan araştırmalara bakıldığında, üst nesillerdeki travmanın etkilerinin alt nesillerin, kaygı bozukluğu gibi psikolojik sorunlara yatkınlığını, stres ile ilişkili olan kortizol hormonu seviyelerini etkilediğini, bireylerin aile içi sorunları, bağlanma şekilleri gibi birçok konuya etkisi olduğu epigenetik araştırmalarında da görülmektedir.

Travma terapi yönteminde kişiliğimiz öz düzenleme, şifalanma ve kendimizi gerçekleştirmek için bize güç verir. Elbette arzularımıza koşacağız, korkularımızdan kaçacağız, bu bizim hayatta kalma mekanizmamız ama bu aynı zamanda ızdırabımızı besleyen bir çark olmaya başlıyor. Kişilik çarkı da daha hızlı dönüyor, kişiliğimizi var ediyoruz. Kişiliğimiz değiliz aslında, sadece o değiliz. Bir kişi olduğumuzu sanma ve ona tutunma hali ızdırap yaratan şey. Bu şartlanmış zihin. Kişiliğimiz güçlendikçe bazı çatışmalar yaşamaya başlıyoruz; ‘bana niye öyle davrandı?’, ‘neden bunlar benim başıma geliyor?’ gibi… Bunlar hep kişiliğin kendini var etme çabası.

varolus-dongusu-nedir

Bir davranış ne kadar tekrarlanırsa dünyayı belli bir biçimde görmeye daha fazla alışırız. Önyargılı bir mercekten bakarken, önceki eylemlerimizde bildiğimiz ödüllere ve cezalara dayanarak görürüz. Bir çeşit alışkanlık oluştururuz. Mesela bir çikolata yersek ve tadını beğenirsek gelecekte çikolata ile başka tatlı arasında bir seçim yapmamız istendiğinde büyük ihtimalle çikolataya yöneliriz. Çünkü çikolata iyidir gözlüğümüzü takmayı öğrenmişiz. Zamanla belli bir gözlük tipini takmaya iyice alıştığımızda belirli bir dünya görüşünü onayladığımızda o gözlüğü taktığımızı bile unuturuz.

Ödüle dayalı öğrenme bizi iyi hissetme halinde olmamıza sebep oluyor. Sürekli iyi hissetmeyi aramak, keyifsiz hislerden kaçınmak ızdırap döngüsünü yaratıyor. Aslında alışkanlıklarımıza teslim olmamak en temelde iyileşme sebebi olamaz mı?

Meditasyon bizi anda bütün duyguların içine davet etme haline ulaştırır. Araştırmalarda insanların zamanlarının yüzde 50’sinde dikkatleri başka yerde olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu demek oluyor ki hayatımızın yüzde 50’sini kaçırıyoruz. Hangimiz yemek yerken bir sonraki planımızı düşünmeden yemeğin tadına odaklanıyor? Hangimiz her gün geçtiğimiz ev yolunun farkında?

Varoluşunu Fark Et!

Başlangıçta hareketsiz şekilde bir niyetle otur ve o niyeti sanki bir taşı suyun içine bırakır gibi bırak, onu bir daha düşünme. Niyet arka planda kalabilir. Keyifli bir hal geldiğinde onu izle, keyifsiz bir hal geldiğinde nereden geldiğine bak, sınırlarına bir bak. Duygularının, ihtiyaçlarının sorumluluğunu almaya çalış. Tepki vermeden oturarak ne kadar tahammül edebileceksin. Varoluşunu fark et, boşlukları fark et, nefesin bedeninde nasıl hareket ettiğini fark et. Eksik ya da fazla arama, her şey zaten bütün… Farkındalıkla bakabildiğin sürece kal orada. Nefesine odaklanırken gerginleşebilirsin, keyif halinde olabilirsin, hangi döngüde olursan ol nefesine fener tutmaya devam et. Mesela bacağın ağrıması, negatif düşünce, nefes daralması gibi duygulara kapılıp gitmeden içinde kalabildiğin derecede kal. Nerede bunalmış hissediyorsan o senin sınır noktan olabilir ve oturuşu bitirebilirsin.  Kendini sıkıp tutarak kendine şiddet de uygulama. Eğer tepkisiz halde kalmak seni andan koparıyorsa andan çık.

Pratiklerin ortaya çıkma sebebi, zihnine olumsuz bir duygu geldiğinde o duyguya kaçınma tepkisi vermeden sadece bakıp, bedenindeki yansımasını izlemektir. Neyi pratik edersen onu güçlendirirsin. Yargılayıcı zihin, eleştirel zihin, kaçınma, arzulama bunları daha fazla pratik ettiğimiz için bu alanlarda becerikli olduk. Bu sefer farklı yoldan gidip yargısız olma, kabullenme ile kalabilme dayanıklılığımızı arttıralım. Bu sayede yeni sinir yolları oluşmaya başlarken aynı sinir yolunu kullanmayı bıraktığımız için o sinir yolunun gücü zayıflamaya başlar. Zorlayıcı bir olay ile karşılaştığımızda panik tepkisi vermekten vazgeçip farkındalıkla bakmaya başlarız.

Hareketsiz, sessiz oturuyoruz ama aslında büyük bir iş yapıyoruz. Beynimizi yeniden programlıyoruz. Biliyorum ama uygulayamıyorum demek yerine pratik edelim ki içselleştirmiş olalım… Gerçek mutluluk aşırı bir duygu hali değildir. Zorluğun içinde de olanı olduğu gibi görebilme halini araştır. Belki de asıl şifa birazcık rahatsızlıkta gizlidir.

 

Namaste…

BU SAYFAYI PAYLAŞ

Yazar :

Seda Öztaş

Merhaba,

Türkiye’nin ilk yoga okulundan Uluslararası Alliance yoga eğitimi aldım. Psikoloji, sosyoloji ve yoga yolunda aldığım tüm eğitimleri birleştirerek yoga dersleri vermekteyim. Gönüllü olarak zaman zaman görme engellilerle ve lösevle çalışmaktayım. İşimiz, çocuklarımız, eşimiz, evliliğimiz, zamanımız, paramız, arkadaşlarımız veya tanımadığımız birçok insan bizim için potansiyel bir problem olma durumu taşıyor.

Beyaz yakalı bir çalışan olarak da yoganın, bir takım fiziksel hareketlerden ibaret değil, duygusal ve mental tüm dengeleri de sağladığını hissettiğimde sihirli değneğin elimizde olduğunu anladım. Nefes almayı bırakana kadar yoga öğrenmek ve öğretmek en büyük isteğim… 

Yetkinlik

  • Travma Psikolojisi – Türk Psikologlar Derneği 
  • Psikolojik İlkyardım Eğitimi – Hava Kuvvetleri Komutanlığı
  • Integral Somatik Psikoloji 
  • International Alliance Yoga Certificate
  • Anne Karnında Gelişim ve Epigenetik
  • Vinyasa Yoga Workshop

- Devamını Göster -

Yorumlar

Bu içerik için henüz yorum yazılmadı. İlk yorum yazan siz olun.

YORUM YAZ